18 Ağustos sabahı Resmî Gazete'nin 33344 sayılı nüshasında, üç kanunun ve birkaç atama kararının arasına sıkışmış bir genelge yayımlandı. Numarası 2026/9, konusu Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030).
Genelgeler pek dikkat çekmez. Bu çekmeliydi.
Çünkü içindeki rakamlar, önümüzdeki beş yılda Türkiye'nin nereye para harcayacağını, hangi altyapıyı kuracağını ve hangi işletmenin hangi teşvikten yararlanacağını belirliyor. Metinde geçen bir cümle de meselenin çerçevesini baştan kuruyor: planın dayandığı ilkeler arasında dijital egemenlik sayılıyor.
Egemenlik. Sınır, bayrak, ordu çağrıştıran bir kelime. Peki bir yapay zekâ belgesinde ne işi var?
Cevap, son iki yılda dünyanın geri kalanında olup bitenlerde saklı.
Egemenlik neden teknoloji meselesi hâline geldi
Bugün yapay zekânın çalışması için üç şey gerekiyor: veri, model ve hesaplama gücü (yapay zekâ modellerini eğitmek ve çalıştırmak için kullanılan, özel çiplerle donatılmış bilgisayar kapasitesi; sektörde kısaca "compute" deniyor). İlk ikisi çoğaltılabilir. Üçüncüsü çoğaltılamaz; fabrika ister, çip ister, elektrik ister, su ister.
Ve dünyada eşit dağılmamış.
Oxford Internet Institute'ün 2025 tarihli çalışmasına göre yalnızca 34 ülke kendi topraklarında kamuya açık yapay zekâ hesaplama kapasitesi barındırıyor. Bunların da sadece 24'ünde model eğitimine yetecek düzeyde kapasite var. Geri kalan ülkeler, yabancı aktörlerin kontrolündeki bulut ya da çip altyapısına bağımlı. Aynı araştırmanın bir başka bulgusu daha çarpıcı: dünyadaki yapay zekâ hesaplama gücünün yüzde 90'ı Amerikan ve Çinli şirketler tarafından yönetiliyor.
Hesaplama gücü nerede duruyor
Bir ülkenin sanayisi, sağlık sistemi, bankacılığı ve kamu hizmetleri bir teknolojiye bağımlı hâle geliyorsa; o teknolojinin fişi başka birinin elinde duruyorsa, bu artık bir tedarik meselesi olmaktan çıkar. Nitekim çıktı.
Gartner'ın öngörüsüne göre 2028'e kadar dünya hükümetlerinin yüzde 65'i bir tür teknoloji egemenliği şartı getirecek. Yani veri nerede duracak, sunucu kimin olacak, hizmeti kim işletecek, çipi kim sağlayacak — bunlar mevzuat maddesi hâline gelecek.
Bu tabloyu Deloitte, TMT Predictions 2026 raporunda tek cümleyle özetliyor: birbirine bağlı bir dünyada hiçbir ülkenin tam egemenlik kurması beklenmiyor, ama pek çoğu daha egemen olmayı hedefliyor.
Fark önemli. Kimse kapıyı kapatmıyor. Herkes anahtarın bir kopyasını istiyor.
Para nereye akıyor
Egemenlik lafla olmuyor. Rakamlara bakalım.
| Ülke / bölge | Program | Taahhüt | Ufuk |
|---|---|---|---|
| Küresel | Egemen yapay zekâ hesaplama yatırımı | 100 milyar $ üzeri | 2026 |
| Avrupa Birliği | Bulut, veri merkezi, çip, uydu (kamu + özel) | 100 milyar € üzeri | 5 yıl |
| Avrupa Birliği | InvestAI — yapay zekâ gigafabrikaları | 20 milyar € | — |
| Avrupa Birliği | Çip Yasası (2023) | 43 milyar € | 2030'a kadar |
| Avrupa Birliği | IRIS² uydu takımyıldızı | ~11 milyar € | 2031'de tamamlanması planlanıyor |
| Japonya | Çip sanayisinin yeniden inşası (Rapidus dâhil) | ~65 milyar $ (önerilen kamu paketi) | 2030'a kadar |
| Suudi Arabistan | HUMAIN ortaklıkları | 23 milyar $ (açıklanan) | — |
| Almanya | AWS Avrupa Egemen Bulutu | ~8 milyar € | — |
| Türkiye | Veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapısı | 10 milyar $ (özel sektör ağırlıklı) | 2030'a kadar |
Kaynak: Deloitte TMT Predictions 2026; Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030).
Tablonun kendisi bir hikâye anlatıyor: bu bir ülke yarışı değil, bir blok yarışı. Ve herkes aynı anda koşuyor.
Bunun üstüne bir de özel sektörün harcaması var ki asıl büyük rakam orada. BloombergNEF'in hesabına göre dünyanın en büyük 14 veri merkezi işletmecisinin yatırım harcaması 2026'da 750 milyar dolara yaklaşıyor; bir önceki yıl bu rakam 450 milyar doların biraz altındaydı. Goldman Sachs Global Institute'ün temel senaryosu ise 2026-2031 arasında yapay zekâ altyapısına toplam 7,6 trilyon dolar sermaye gideceğini öngörüyor.
Ölçek farkı
Bu sayılar insanın gözünü yorar. Tek bir karşılaştırma yeter: sadece 2026 yılının veri merkezi yatırımı, dünyada 24 ülke dışında hiçbir ülkenin yıllık millî gelirinden büyük.
Türkiye nerede duruyor
Şimdi genelgeye dönelim.
Plan, 2021-2025 dönemini kapsayan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi'nin yerini alıyor ve dört eksen üzerine kuruluyor: Fark Et, İstifade Et, Üret, Yönet. Bu eksenler altında 16 öncelikli eylem tanımlanmış. Sayısal hedefler şöyle:
| Başlık | Hedef |
|---|---|
| Yatırım | En az 10 milyar $ (özel sektör ağırlıklı) |
| Veri merkezi kurulu gücü | 2030'a kadar en az 1 GW |
| Düşük karbonlu elektrik alımı | 10 TWh anlaşma hacmi |
| Yenilenebilir/nükleer elektrik şartı | Veri merkezi sözleşmelerinde en az %60 |
| Ekonomik değer | 1 trilyon TL üzeri |
| Kamu yatırım bütçesinden pay | En az %2 |
| Araştırma fonu | 10 milyar TL |
| Yapay zekâ okuryazarlığı | 24 ayda 5 milyon vatandaş, 81 il |
| Uzman yetiştirme | 10 bin ileri düzey uzman + 100 bin uygulama profesyoneli |
| Kamu veri seti | En az 2.000 |
| GPU tahsisi | Başlangıçta yılda 2 milyon GPU-saat; 2028 sonunda 20 milyon |
| GPU'nun girişimlere ayrılan payı | En az %40 |
Kaynak: Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030).
Şimdi dürüst olalım.
Beş yıllık 10 milyar dolar, yukarıdaki küresel tablonun yanında mütevazı durur. Tek bir hiper ölçekli şirketin tek bir yıldaki harcaması bunun on katından fazla. Türkiye'nin 2025'te açıklanan veri merkezi kurulu gücü yaklaşık 250 MW seviyesindeydi; 1 GW hedefi bunu dört katına çıkarmak demek — iddialı ama, küresel ölçekte, bir yuvarlama hatası kadar.
Peki bu, planın anlamsız olduğu anlamına mı geliyor? Hayır. Çünkü Türkiye sınır teknolojisinde birinci olmaya oynamıyor; oynasa da olmaz. Oynadığı oyun başka: bağımlılığı yönetilebilir tutmak ve bölgesel bir konum almak.
Planın en dikkat çeken maddesi de bu yüzden 10 milyar dolar değil. Veri merkezi sözleşmelerinde elektriğin en az yüzde 60'ının yenilenebilir veya nükleer kaynaklardan sağlanması şartı. Bu, bir yapay zekâ hedefi gibi durmuyor — bir enerji politikası. Ve doğru okunursa şunu söylüyor: veri merkezi kurmak isteyen, önce elektriğini nereden alacağını çözecek.
Bir başka madde, KOBİ'ler açısından somut karşılığı olan tek madde: "Herkes İçin GPU" programı. En az beş yerli veri merkeziyle kapasite sözleşmesi imzalanacak, yılda en az 2 milyon GPU-saat tahsis edilecek, bunun en az yüzde 40'ı teknoloji girişimlerine ayrılacak. 2028 sonunda tahsis 20 milyon GPU-saate çıkarılacak. Yanına KOBİ yapay zekâ kuponları ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı kapsamındaki veri merkezi çağrıları ekleniyor.
Herkes İçin GPU: tahsis edilecek kapasite
Yani plan, yalnızca büyük yatırımcıya değil, orta ölçekli işletmeye de bir kapı bırakıyor. O kapının ne kadar açılacağını uygulama gösterecek.
Bu bir balon mu?
Bu yazının en dürüst bölümü burası olmak zorunda, çünkü cevabı kimse bilmiyor.
Balon diyenlerin elinde ciddi argümanlar var. Harcanan sermayenin getiriye dönüşmesi zaman alıyor; çipler beş-altı yıl üzerinden amortismana tabi tutulurken ekonomik ömürlerinin çok daha kısa olabileceği tartışılıyor; harcamanın giderek daha büyük kısmı borçla finanse ediliyor. Deloitte'un kendi raporunda bile soru açıkça soruluyor: 2028'e kadar yapay zekâ altyapısına gidecek yaklaşık 3 trilyon doların tamamı geri dönecek mi? Piyasa kaç tane temel model taşıyabilir?
Balon değil diyenlerin argümanı ise şu: harcamayı yapanlar geliri olmayan girişimler değil, dünyanın en kârlı şirketleri. Ve kapasite kurulur kurulmaz doluyor.
İkisi de doğru olabilir. Tarih, altyapı yatırımlarında bu ikisinin aynı anda doğru olduğu örneklerle dolu. 1990'ların sonunda döşenen fiber optik kabloların çoğu, döşeyen şirketleri batırdı; ama kablolar yerinde kaldı ve bugünkü internetin omurgasını oluşturdu.
Buradan işletme sahibi için çıkan ders, hisse senedi tavsiyesi değil. Şu: altyapı yatırımının kaderi ile teknolojinin kaderi aynı şey değildir. Yatırımcılar zarar edebilir; teknoloji yine de işinizi değiştirir. İkisini karıştırmamak gerekiyor.
İşgücü tarafında ne oluyor
Şimdi soyuttan somuta inelim. Yapay zekâ, çalışan tarafında ne yaptı?
PwC'nin 2026 Küresel Yapay Zekâ İstihdam Barometresi, 27 ülkede bir milyardan fazla iş ilanını inceledi. Sonuçlar, hem korkuları hem de beklentileri kısmen boşa çıkarıyor.
Öne çıkan bulgu, işgücü piyasasının iki raya ayrılması. PwC bunu iki kavramla anlatıyor:
"Profesyonelleşen" işler
Yapay zekâ rutin görevleri devraldığı için insan uzmanlığının, muhakemenin ve deneyimin ağırlığı artan roller. Radyolog, işe alım uzmanı gibi.
"Demokratikleşen" işler
Yapay zekânın işi kolaylaştırdığı, uzman olmayanın da yapabilir hâle geldiği roller. Bilgi işlem hizmet yöneticiliği, tıbbi sekreterlik gibi.
İşgücü ikiye ayrılıyor
Aradaki fark ücrete ve iş sayısına yansımış:
| Gösterge | Bulgu |
|---|---|
| Yapay zekâ becerisi ücret primi | %62 (önceki yıl %57) |
| Sektörel dağılım | Tüketici pazarlarında %118'e kadar, kamuda %16 |
| Yapay zekâ becerisi isteyen ilanların büyümesi | %69 (toplam iş piyasası: %9) |
| Profesyonelleşen işlerin iş artışı | Demokratikleşen işlerin iki katı |
| Profesyonelleşen işlerin ücret artışı | %42 daha hızlı |
| En çok maruz kalan şirketlerde verimlilik artışı | %40 daha yüksek |
Kaynak: PwC 2026 Global AI Jobs Barometer, Haziran 2026.
Beklenmedik bulgu şu: yapay zekâya en çok maruz kalan şirketler çalışan sayısını azaltmadı, artırdı. 2018 tabanına göre bu şirketlerde istihdam artışı yüzde 52'ye ulaşırken, yapay zekâdan az yararlanan şirketlerde yüzde 36'da kaldı.
Yani şimdiye kadarki tabloda yapay zekâ, kullanan şirkette işten çıkarma aracı olmaktan çok büyüme aracı olarak görünüyor. Bunun sonsuza kadar süreceğinin garantisi yok; ama bugüne kadarki veri bu.
Bir de rahatsız edici bulgu var. Giriş seviyesi işlerde yapay zekâya en çok maruz kalan roller, geleneksel olarak kıdemli sayılan becerileri — liderlik, paydaş yönetimi, muhakeme — yedi kat daha fazla talep ediyor. Bu roller 2019'dan bu yana yüzde 35 büyürken, diğer giriş seviyesi işler yüzde 10 küçüldü.
Giriş seviyesinde makas açılıyor
Tercüme edelim: işe yeni başlayandan artık kıdemliye yakışan iş isteniyor. Rutin işler otomatikleştiği için, gencin öğrenerek olgunlaştığı basamaklar ortadan kalkıyor. Ustalık nasıl kazanılacak sorusu, önümüzdeki on yılın en zor sorularından biri olacak.
Peki sizin işiniz için ne değişiyor
Buraya kadar anlatılanlar bir işletme sahibinin masasında neye dönüşür?
Veri nerede duruyor, bir sözleşme maddesi hâline geliyor
Egemenlik düzenlemeleri yaygınlaştıkça, kullandığınız yazılımın verisini nerede tuttuğu bir tercih olmaktan çıkıp bir uyum şartına dönüşecek. Muhasebe programınız, müşteri kayıtlarınız, personel verileriniz hangi ülkede duruyor — bugün çoğu işletmenin cevabını bilmediği bu soru, yarın denetim konusu olabilir.
Tedarikçi bağımlılığınızı bilmeniz gerekiyor
Deloitte'un işletmelere önerdiği ilk adım, küresel bağımlılıkların envanterini çıkarmak. Küçük bir işletme için bu, bir sayfalık bir liste demek: hangi yazılımı kimden alıyorum, verim nerede, o hizmet kesilse ne olur, alternatifi var mı. Yarım günlük bir iş; yapılmadığında bedeli çok daha pahalı.
Enerji bir maliyet kalemi olmaktan çıkıp bir rekabet meselesine dönüşüyor
Veri merkezleri şebekeden ciddi kapasite talep ediyor. Türkiye'nin planındaki 10 TWh'lık düşük karbonlu elektrik alım hedefi ve yüzde 60 şartı, bu talebin nasıl karşılanacağına dair bir tercih. Sanayi işletmesi için bu, orta vadede enerji fiyatlaması ve arz güvenliği tarafında yeni bir değişken demek.
Teşvik yapısı değişiyor
Kamu yatırım bütçesinden yapay zekâ projelerine ayrılacak en az yüzde 2'lik pay, HIT-30 kapsamındaki çağrılar, KOBİ kuponları ve GPU tahsisi — bunlar önümüzdeki dönemde açılacak destek kalemleri. Bir yatırım düşünüyorsanız, bu başlıkların takvimini bilmek işinize yarar.
İşe alım tanımınız değişiyor
PwC'nin bulgusu Türkiye için de yol gösterici: aranan şey "yapay zekâ bilen" değil, işini bilip yapay zekâyı da kullanan kişi. Ücret primi teknik unvana değil, bu birleşime ödeniyor.
Ve son olarak, benim kendi masamdan gördüğüm bir şey. Otomasyon, muhasebede kaydı, mutabakatı ve sınıflandırmayı hızlandırıyor — bunu ofisimizde her gün yaşıyoruz. Hızlanmayan tek şey sorumluluk. İşlemin gerçek mahiyetini tespit etmek, tercihi bir mevzuat hükmüne dayandırmak ve sonucun arkasında durmak hâlâ bir insanın işi. Yapay zekânın en çok değer ürettiği yerin uzmanlığı ikame ettiği değil, güçlendirdiği yer olduğunu söyleyen PwC bulgusu, bizim mesleğimizde birebir karşılık buluyor.
Neye bakmalı
Kehanette bulunmanın âlemi yok. Onun yerine, önümüzdeki bir yılda izlenmeye değer birkaç somut gösterge:
Ulusal Yapay Zekâ Hesaplama Stratejisi
Plana göre ilk altı ay içinde yayımlanacak. Yatırımın nereye, hangi takvimle gideceği asıl orada belli olacak.
HIT-30 veri merkezi çağrıları
Teşvikin kapsamı ve şartları, 10 milyar dolarlık hedefin gerçekçiliğini ölçmenin en iyi yolu.
Hiper ölçekli şirketlerin yatırım rehberliği
Amerikalı büyük şirketlerin çeyreklik açıklamalarında harcama tahminlerinin yukarı mı aşağı mı revize edildiği, balon tartışmasının en erken sinyalini verir.
Avrupa'nın veri yerelleştirme düzenlemeleri
Türkiye'deki ihracatçı işletmeleri en hızlı etkileyecek başlık burası.
Genelgeler dikkat çekmez, demiştik. Ama bazen bir genelge, on yıllık bir bahsin ilk cümlesi olur.
Bu, öyle bir genelge.
Dayanak
- Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030) — 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete. Plan metni: sanayi.gov.tr/yapayzekaeylemplani
- Deloitte, A new era of self-reliance: Navigating technology sovereignty, TMT Predictions 2026, 18 Kasım 2025
- Deloitte, Technology, Media & Telecommunications Predictions 2026
- PwC, 2026 Global AI Jobs Barometer, 15 Haziran 2026
- Hawkins, Lehdonvirta & Wu, AI compute sovereignty: Infrastructure control across territories, cloud providers, and accelerators, SSRN, Haziran 2025
- Gartner, Gartner reveals top technologies shaping government AI adoption, 9 Eylül 2025
- BloombergNEF, AI Data Center Build Advances at Full Speed, Haziran 2026
- Goldman Sachs Global Institute, Tracking Trillions: The Assumptions Shaping the Scale of the AI Build-Out, 2026
A&Y Mercek, Aytaç Yavuzel Mali Müşavirlik Ofisi'nin yayınıdır. Buradaki bilgiler genel niteliktedir; somut olaya ilişkin mesleki değerlendirme ya da yatırım tavsiyesi yerine geçmez.